Bugünkü Haberler
Yeni Gazetem

FAŞİZİM KILIK DEĞİŞTİRİR

Bazen 12 Mart, bazen 12 Eylül, bazen 28 Şubat, bazen 27 Nisan, bazen de 15 Temmuz olarak karşımıza çıkmıştır. Sömürü düzeninin perçinlenmesi, pazarların genişlemesi, yeraltı ve yerüstü zenginliklerden daha çok pay almak için ABD ile onunla birlikte hareket eden ülkelerin eliyle ülkemizde yaşanan darbeleri uzun uzun yazmaya gerek yok.

Diyarbakır’da HDP önünde çocukları dağa kaçırılan annelerin oturma eylemleri var. Son derece haklılar. Seslerini duyurmak için başlattıkları eyleme destek olunmalı ve yalnız bırakılmamalılar. Ben buradan hareketle ABD’nin Suriye’de ortak devriye gezilmesi, PYD yada her ne adla anılıyorlarsa PKK’ya verdiği desteği ele almak istiyorum. PKK’ya karşı devriye gezdiğimiz sözüm ona müttefikimiz olan ABD, PKK’ya silah yardımında bulunmayı sürdürüyor. Peki, kime karşı devriye geziliyor. Yani, adamların silahlarını, cephanelerini, mevcut güçlerinin ne durumda olduğu, ülkemize karşı saldırı hazırlığı yapıp yapmadıklarını yada mevcut konumlarını terk ederek geri çekilip çekilmediklerini kontrol etmek için yapılan devriye uçuşlarından elde edilen bilgileri ABD’lilerin PKK’lılara verilmediğinin garantisi var mı?

ABD’ye güvenilmez. Irak örneği ortadayken, Suriye’de de ikinci Kürt devletinin kurulmasına izin verilmemelidir. Rusya, İran ve Suriye ile birlikte hareket edilmesi ülke çıkarları açısından daha doğru olacaktır. Keza, İran da PEJAK’a karşı ülkemizle zaman zaman birlikte ortak harekatlar yapmıştı. Bir başka anlatımla, Suriye ile artık barışıp birlikte hareket ederek hem PKK’dan, hem diğer terör örgütlerinden kurtulmak için Suriye ile işbirliği yapmamız gerekiyor. Aksi halde, ülkemize en az 2 milyon daha Suriyeli gelebilir.

Çünkü, Suriye kendi topraklarındaki terör örgütlerine karşı Rusya’nın da yardımı ile saldırılarını sürdürüyor. Bunlar sıkıştıkça ülkemize doğru geliyorlar. Geçtiğimiz günlerde sınırda yaşanan bazı tatsız olaylar malumunuz. Suriye’ye barış gelmedikçe ülkemizin sıkıntıları da azalmayacaktır. En uzun sınır Suriye ile aramızda bulunan sınırdır. Buranın kontrolü öyle basit değildir. Bu nedenle ABD’ye inanmamalı, güvenmemeli, başımıza her an bir çorap öreceğini bilerek hareket etmeliyiz. Daha doğrusu başımızın çaresine bakmalıyız.

İşte faşizm dünyayı parselleyerek kendi atını koşturmaya devam etmekte. Libya, Tunus, Suriye falan filan, bazen Arap baharı, bazen Avrupa kışı şu yada bu. Çıkar çatışmalarının adı değişir, şekli değişir, konumu değişir ama hep devam eder. Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşları olarak bizler olup bitenleri çok iyi değerlendirmeliyiz. Birlik ve beraberliğimizi yok edecek tuzaklara karşı dikkatli olmalıyız. Sağcı ile solcuyu, Aleviyle Sünniyi, Türkle Kürdü düşman kamplara bölüp birbiriyle çatıştırarak huzuru yok etmek isteyenler bundan sonra da boş durmayacaklardır. Dolayısıyla da, sürekli kılık değiştiren faşizme karşı tek vücutcasına en güçlü biçimde saldırıları püskürtecek biçimde hazır ve uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Demedi demeyin. Saygılarımla.


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa