Hayatında hiç masal dinlememiş kişi yoktur sanırım. Masalı genellikle küçük çocuklarımıza uykuya dalması için anlatırız. Bu fikrime sizde katılırsınız ancak günümüzde masallar büyükler için anlatılıyor. Çocuklarımızı masalla kandıramıyoruz, bu nedenle artık masallar büyüklere anlatılıyor.
Altı Şubat depremlerinin yarattığı yıkımların ardından üç yıl geçti. Acılar hâlâ dindirilemedi. Depremzede vatandaşlar yakınlarını, canlarını, evlerini, işlerini, kısacası her şeyini kaybetti. Çok ihtiyacı olan bir tek moral olması gerekirken, o morali o kadar güzel veriyoruz ki sormayın gitsin.
Mesela depremzedeler için şöyle diyebiliyorlar: “Konteyner kentlerde devletin sağladığı elektrik, su ve ısınmanın yanı sıra devamlı gelen gıda ve temel ihtiyaç yardımları nedeniyle maalesef depremzedelerde para harcama refleksi kaybolmuş. Bütün kısıtlı imkân ve zorluklara rağmen bu nedenle konteynerlerden çıkmak istemiyorlar” diyor Sayın Nagehan Alçı.
Bak kardeşim, adam esnaf, dükkanı yıkılmış, malları gitmiş, parası yok. Ya da çalıştığı işyeri göçmüş, patronu ölmüş, işsiz kalmış. Bu insanlar ne yapsın? 53 bin 537 canımızın yok olduğu, 55 çocuğumuzun akıbetinin ne olduğu hâlâ bilinmezken, bırak gazeteciliği, senin yaptığın insanlığa sığmaz.
Yazdıklarında doğruluk payının olduğuna inanıyorsan, al oradan 15-20 depremzede, onlara birer ev tut, tanıdığın işyerlerine yerleştir, o gariplerde para harcamasını öğrensin. Bu deprem masalları uykumuzu kaçırıyor.
Sadece bu mu? Bakın güzel bir masal daha: İbrahim Pay. Bu beyefendiyi ben de tanımıyordum ama şimdi tanıyorum. Kocaeli Kızılay şube başkanı. Altı Şubat deprem konuları havada uçuşurken, herhalde gündem olmak istemiş ve eski başkanları Kerem Kınık için “parayla satılan çadırlar, belki de o çadırlar satılmalıydı” diyor.
46 bin lira alan adamı savunacak başka zaman bulamadınız mı? 11 Haziran 1868 yılında kurulan Türk Kızılayı ne zaman parayla çadır sattı da “belki o çadırların satılması gerekiyordu” diyebiliyorsun İbrahim Bey? Anlattığınız bu masal uyku kaçırıyor.
Neyse, bu haftaki yazımda masallara devam edeceğim. TRT, yani bildiğimiz Devlet Televizyonu, TRT 12 yıl önce Anten diye bir şirket kurmuş. Bu Anten şirketi karasal yayın yapan özel televizyonlara hizmet verecekmiş. İyi güzel, en azından birkaç kişiye ekmek kapısı olur ama öyle olmamış işte.
Anten şirketi 12 yıl boyunca tek bir işleme imza atmamış, yani hiçbir şey yapmamış. Ama 15 kişilik yönetim kurulu üyeleri var, ancak isimleri açıklanmıyor. 248 milyon 115 bin TL sermayesi var, ancak borcu sermayeden daha fazla. Bu şirketin içerisinde TRT’nin sermayeye olan payı 24 milyon 811 bin TL.
Bu nedenle Sayıştay şirketin tasfiyesini istedi. Adamlar ne güzel 12 yıl götürmüşler, Sayıştay işe çomak sokmuş. Tam da masalın en güzel yerinde. Olmadı desem, siz yine de inanmayın.
Depremden ve bölgeden bahsetmişken, bölgeye kim daha fazla gitti polemiği başladı. AK Partili Akbaşoğlu CHP’ye “bunlar deprem turistleri” deyince ortalık toz duman. Yanıt Özgür Özel’den geliyor: “Depremin üzerinden geçen zamana bir bakın. Yıkılan konutları bir yılda bitireceklerdi ama insanlar hâlâ konteynerlerde yaşıyor. Biz onları yalnız bırakmıyoruz. 56 kez deprem bölgesine gitmişim. Sayın Erdoğan 35 kez gitmiş” diyor.
Asıl kimin daha çok gitmiş olması değil, deprem bölgesinde dönen dolapları önleyebilmek. Ancak olmuyor işte. Nakış Gıda, Menzil cemaatinin bu şirketten Kızılay ihalesiz 50 bin kişilik gıda kolisi alması… Bari bunu yapmayın. Kızılay’a o paralar ağaçtan toplanarak gelmiyor.
Asıl yazmam gerekeni az kalsın unutuyordum. Deprem bölgesinde güzel bir duvar yazısında şöyle demişler: “Konuşulacak çok şey var ama konuşacak kimse kalmadı.”
Bakın, kör sağıra “çok güzelsin” demiş, onu da dilsiz duymuş, kimselere söyleyememiş. Ülkemizin içindeki durum aynen böyle.
TÜİK zam ayında enflasyonu 0,89 çıkarıyor, zamlar belirleniyor. Tam bir ay sonra enflasyon 4,89. Yapmayın Allah, tüm fakir fukarayı, emeklileri TÜİK’in şerrinden korusun.
Şimdilik masallar bitti demeyeceğim. Bu ülkede masal alıp satsak vallahi köşe oluruz.
Murat Ongun rekoru… Sanırım bu rekor kolay kolay kırılmaz. İstanbul İBB danışmanı Murat Ongun için 1.142 yıl hapis isteniyor. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu, gazeteci Murat Ongun, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanıydı. Danışmanlığın yanı sıra yazarlık da yapan Ongun’un “Büyük Cumhuriyet Polemiği”, “Medyanın İç Savaşı”, “Karanlık Hikâyeler” kitapları yayımlandı.
Bu haftaki yazımı burada noktalamak istiyorum.
Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR