Zamlı maaşlar belirlendi, emekli işçi sevincinden havalara uçtu. Asgari ücretliler sessiz sedasız işlerine gidip geliyor. Emekliler ise alacakları zammın karşılığını vermek için parklarda toplanıp hükümet yetkililerine toplu şekilde teşekkür etmek için hazırlanıyor. TBMM’de ise bazı partiler emeklilere yapılan maaş artışından sonra sevinçlerinden evlerine gitmeyi bile unuttular. Mecliste yatıp kalkmaya başladılar.
Enflasyon… Bu sözcüğü hiç duymuyorsak günde en az 3-5 defa duyuyoruz. Özellikle emekliler, iş yok güç yok, vaktini televizyon karşısında geçirdiği için enflasyon sözcüğünü en çok emekliler duyuyor. Kısacası, genel fiyat seviyesindeki artış enflasyon demek oluyor. Bir ülkede enflasyon ne kadar yüksek olursa hayat pahalılığı o denli yüksek olur.
Hükümetin tüm yetkilileri her fırsatta “enflasyon düştü, düşüyor, önümüzdeki ay daha da düşecek, gelecek yıl tek rakamlı hanelerde olacak” dediler ve bunu binlerce kez tekrarladılar. Eğer yanlışım varsa “yalan söylüyorsun” desinler, beni mahcup etsinler. Ve Aralık 2025’te emekli zamları açıklanacak. Enflasyonu 0,8 dediler ve sonuç emekliye %12 zam. Temmuz ayından Aralık ayına kadar her ay sonunda enflasyondan 1-2 puan düşürdünüz. Bakın, “düştü” demiyorum, bilerek düşürdünüz, yani dümenden. Aralıkta 0,8…
Bakın beyler, 6 ay önce etin kilosu 450 TL idi, şimdi 1200 TL. Altı ay önce peynir 300 TL idi, şimdi 450 TL. Hani enflasyon her ay düşüyordu? Peki biz niye et yiyemiyoruz? Enflasyon düştüğü içinse bırakın düşürmeyin. Eskiden her istediğimizi alıp yiyebiliyorduk, şimdi torunlarımızdan kaçar olduk. Yapmayın, bizi kandırmayın.
Yiyecek içecek hesabından vazgeçtik. Emeklilerin neredeyse yarıdan çoğu hastanelerden evlerine zor geliyor. Zamlı maaşlarını daha almadan hastane muayene ücretlerine zam yaptınız. Ayıp değil mi? Bari zamlı maaşlarımızı alana kadar sabretseydiniz. Devlet hastanesinde 6 TL olan muayene ücreti 20 TL’ye, şehir hastaneleri 7 TL’den 45 TL’ye çıkardınız. Artışlar yüzde kaç, bir düşünün. Bize ne verdiniz?
Her fırsatta “şahlanıyoruz, uçuyoruz” diyordunuz. Gerçekten doğruymuş, uçuyoruz. Sadece fiyat politikalarında değil, şikede, bahiste, uyuşturucuda, rüşvette, ahlakta uçuyoruz. Sürgündeki Sedat Peker defalarca söyledi, yakalanan uyuşturucudan bahsetti, gemileri tarif etti, marinaları söyledi. Peki ne yapıldı? Birkaç torbacı yakalandı.
Peki bu günlere 3-5 günde gelmedik tabii ki. Zinayı suç olmaktan çıkartırsan kimseye Müslümanlık taslayamazsın. Bunlar düzelir mi diye sorarsanız pek umutlu değilim. Ancak torunlarımıza bırakacağımız başka bir ülke de yok. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.
Kiminle mücadele edeceğiz? Boş konuşanlarla, insanların iyi niyetini suiistimal edenlerle. Bakın bir örnek vereyim. Kendisini tanımam etmem, Gaziosmanpaşa kadın meclis üyesi Zeynep Yiğit aynen şöyle konuşuyor: “Emekli maaşları düşük de olsa düzenli bir şekilde alıyorlar. Bu kadar ekonomik zorluklara rağmen, pandemi ve afetlere rağmen emekliler istikrarlı bir şekilde maaşlarını alıyor. Ben bundan gurur duyuyorum. Eskiden aylarca emekli maaşlarını alamıyorlardı, banka kuyrukları vardı” diyor.
Bunları söyleyen Zeynep Yiğit olsa olsa 40 yaşındadır. Eskiyi hatırladığı için kendisini kutlarım. Zeynep Hanım, eskiden bir işçi çocuk okutup evlendiriyor ve emekli olunca hem ev hem araba alıyordu. Şimdi emekliler torununa simit alamıyor. Kısacası işte böyle zihniyetlerle mücadele edeceğiz ve yalan söylediklerini anlatacağız.
Koltuk her şeyin mubah olmadığını bilmeliyiz. Bir örnek verecek olursak bakın Venezüella’ya. Maduro dünyaya geldiğine pişman oldu. 2026… Sadece Venezüella’ya değil, Kolombiya, Grönland, Suriye, İran, Yemen kaynıyor. Suriye’de çatışmalar bitmiyor. İran’da halk rejime karşı sokaklarda, binlerce ölü var. Yemen ise Suudi Arabistan gerilimi sürekli tırmanıyor. Kısacası ateş çemberinin çok yakınındayız.
Allah korusun, kime gidelim, kimden ne isteyelim? Yöneticilerimiz “imkanlarımız bu kadar” diyor, vermiyor. 57 ülkeye yardım ediyor, bize vermiyor. Ama kendilerine gelince musluklar açılıyor, bize gelince damlamıyor.
Siyasi partilerin 2026 yılında alacakları hazine yardımlarına baktığımızda bunun gerçek olduğunu görüyoruz: AK Parti 2 milyar 500 milyon, CHP 1 milyar 500 milyon, MHP 600 milyon, İYİ Parti 550 milyon, DEM Parti 500 milyon. Peki hepsi bu kadar mı? Eğer 2026 yılında seçim kararı alınırsa bu paralar ikiye katlanacak. Bizim paralarımız… Kısacası bu ülkede yılda 12 trilyon 651 milyar vergi toplanıyor. Yine de yok, yine de yok.
Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR