Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gülten İmren
Gülten İmren

HER SOYGUN SİLAHLA YAPILMAZ

Yazımın başlığına bakıp aklınıza kötü şeyler getirmeyin sakın. Biz, karı koca, emekli; az da olsa aldığımız zamlı maaşlarımızla sürünüp gidiyoruz. Soygunla falan işimiz olmaz. Ben, soyguncuların hemen tümü silah kullandığı için öyle bir başlık yazdım. Amacım, günümüzde silahsız soygun yapanların varlığından bahsetmek. Lütfen yanlış anlamayın; “soygun” dediğime bakmayın, anlayın işte. Hani “kurnaz hırsız” desem suç sayılır; bazılarının hoşuna gitmese de ülke gerçeklerinden bahsetmek istedim.

Geçtiğimiz ay yazdığım, “Hem Günah Hem Ayıp” adını taşıyan yazımda Türkiye’nin ünlü dolandırıcılarını biraz araştırıp yazmıştım. En eskiye dayanan dolandırıcı, Osmanlı döneminde ortaya çıkan Halit Keskiner’dir; Eyüplü Halit olarak tanınır. İstanbul işgal altındayken 1934’lerde bu işlere başlamış; bir bina kiralayıp karakol tabelası asmış, arkadaşını bekçi, kendisini baş komiser yapıp zengin Rumları soymuştur. Neyse, bu konuyu uzun uzun yazmıştım; tekrar edip sizi sıkmak istemem.

Başka ünlü bir dolandırıcıya baktım; karşıma kim çıktı? Mehmet Fazıl. Bu ismi tanıdığınızdan yüzde yüz eminim, ama bu şekilde değil. Mehmet Fazıl Akgündüz, yani namı diğer Jet Fazıl dersem şimdi tanıdığınızı sanırım.

Jet Fazıl’ın çok uzun bir hayat hikâyesi var. Jet Fazıl, 42 davadan aranan, hakkında 126 yıl hapis istenen bir zattır. 1989 yılında 50 bin TL sermayesiyle kendine Otomotiv ve Jet Sigorta şirketini kurdu. Ardından 1995 yılında “evsizlere ev” sloganıyla Jet Kent projesine başladı; Almanya’daki işçilerden 5 trilyona yakın para topladı. O dönemde iktidarda olan Erbakan’a yakın olmasıyla tanınan Jet Fazıl, Erbakan’ın Malezya gezisine katıldı. Bir süre sonra Malezya hükümetinin kapısını çaldı ve “Proton’un Türkiye distribütörlüğünü bana verin, satışları patlatayım.” dedi ve aldı. “Jet Kent’ten ev alanlara bedava araba vereceğim.” kampanyaları başladı; ancak hiç kimseye ne ev ne de araba verdi. 661 kişi, evini ve arabasını alamayınca Jet Fazıl’ı şikâyet etti.

Büyük bir pişkinlikle “Bizim yerli araba sevdamız gönlümüzde hep yara olmuştur; bu nedenle yerli ve millî arabamızı biz yapacağız.” deyip 1999 yılında, Osmanlı’nın kuruluşunun 700. yılına ve Cumhuriyet Bayramı’na denk getirerek “Kendi yerli arabamızı üretiyoruz.” dedi ve fabrikayı Siirt’te kuracağını açıkladı. “İmza” ismini verdiği yerli araba için görkemli bir tanıtım gecesi düzenledi; bu gecede büyük sükse yaptı. Bunun üzerine 1 milyon 250 bin araç üreteceklerini duyurdu, Almanya’da şeffaf ortaklık şirketi kurdu, gurbetçilerden milyonları toplayıp onları ortak yaptı ve fabrika kurulacak arsayı satın aldı; ancak fabrika hiç kurulmadı. Bunun üzerine Jet Fazıl yurt dışına kaçtı; 2,5 yıl Amerika, Almanya ve İsviçre’de yaşadı.

2002 seçimlerinde Siirt milletvekili adayı oldu ve seçildi; ancak mektupla oy toplayarak seçilmesine karşın vekillik sevinci kısa sürdü. Yüksek Seçim Kurulu Siirt seçimlerini iptal etti. Vekilliği düşen Fazıl Akgündüz, 2003’te tutuklandı; 1,5 ay hapis yattıktan sonra 150 bin TL kefaletle serbest kaldı. 2006’da hakkında açılan davalar nedeniyle Beylikdüzü’nde bulunan Jet Kent 1 sitesi dairelerine tedbir konuldu. 928 dairelik sitede 800 vatandaş tapularını alamadıklarını söyledi. Jet Fazıl hakkında yeniden tutuklama kararı çıktı; ancak jet hızıyla yine yurt dışına kaçtı. Davalar 2008 yılında zamanaşımına uğradığı için düştü.

Bunu duyan Fazıl yurda dönerek kolları sıvadı ve yeni işlere başladı. 2011 yılında Bayrampaşa’da halin yanında 7 yıldızlı Kaprice Gold Otel’in temelini attı. Oysa 7 yıldızın mevzuata göre bir karşılığı bile yoktur; ama bu otel için Cübbeli Ahmet Hoca’ya fetva bile verdirdiler. Bu projeden umduğunu bulamadı; uzun süre sürüncemede kalan 7 yıldızlı otelden ümidini kesen Jet Fazıl, takım elbisesini ve kravatını çıkarıp cübbe ve sarık giydi. 2014 yılında sarık ve cübbesiyle Maldivler’de ada satın aldığını söyledi; “Artık Müslümanların da bir adası var!” deyip tüm dünya Müslümanlarını Maldivler adasına tatile çağırdı. Ancak ortada ada falan olmadığı anlaşıldı. Jet Fazıl’ı şikâyet eden Müslümanlar değişik çareler aradı. Siirt meydanında “İşte İmza fabrikayı çok yakında kuruyorum!” dese de pek inanan çıkmadı; “Benim dokunulmazlığım olmalı.” deyip seçimlere girse de umduğunu bulamadı.

İşte silahsız bir soygun hikâyesi.

Başka bir silahsız soygun: Namı diğer Tosuncuk, Mehmet Aydın. Sloganı neydi? “Ayşe, Fatma, Fatoş, Çiftlik Bank’a koş!” Öyle koştular ki sanırsınız birinciye dana verecekler. 2016 yılında bir oyun kuran Tosuncuk, “Oyunda gördüğün ineğe para gönderin, etinden sütünden yararlanın.” deyip Çiftlik Bank’ı kurduğunu duyurdu. 4 Kasım 2017’de ise mavi yumurta tesisini kurduğunu söyledi. 100 bin kişiden 2 milyardan fazla para topladı ve ver elini Uruguay.

Böyle silahsız soygunları kaleme almaya kalksam, ben yazmaktan sizler okumaktan bıkarsınız. Bu nedenle bu haftaki yazımı burada sonlandırıyorum.

Kalın sağlıcakla.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER