Hiç kimse kusura bakmasın, gerçekleri söylüyorum.
Bu telefon numarasını lütfen kaydedin, elinizin altında bulunsun. Tekrar yazıyorum: 188. Bundan sonra bize, yani emeklilere, çok gerekli olacak.
Bu numaranın ne olduğunu kaç kişi biliyor diye sorsam, bilmeyenler çoğunlukta olabilir. Bu numara, Türkiye’nin her yerinde ücretsiz olarak aranabilen Cenaze Hizmetleri Numarası.
Son elektrik ve doğalgaza yapılan %25’lik zamlardan sonra yaşam savaşını bir parça daha kaybettiğimizi hepimiz anlıyoruz. Emekli bir gazeteci olarak çarşı-pazar-market fiyatlarını hatırlatmama gerek olmadığını biliyorum. Zira emekli arkadaşların çoğu zamanını daha ucuza bir şeyler almak için market market geziyorlar, bütün ürünlerin fiyatlarını biliyorlar.
Emekliler arasında sınav yapsanız tümü sınavı başarıyla geçer. Bu fiyatları bilmeyenler sadece bizi idare edenler desem yanlış olmaz.
Sebzeden, meyveden bahsetmeyelim. Allah aşkına, kendi vatanımızda yetiştiriyoruz:
Antep fıstığı 1.750 lira olur mu?
Kuru incir (Aydın yöresinde dağ-taş incir) kilosu 900 TL
Kuru üzüm 850 TL
Vallahi billahi ayıp! “Yemeyin kardeşim” diyenler olabilir. Neden yemeyelim? Onları yiyenler insan değil mi?
TÜİK’in enflasyon açıklamasına şaşırdık mı? Tabii ki hayır! Neden? Emekliye verilecek ara zamma hazırlıklara başla talimatını aldığı için. Bazılarını kandırabilirler, tıpkı eğitimde yaptıkları gibi.
Bakın, sizlere çok önemli bir konu aktarmak istiyorum. Eğitimin nasıl yok edildiğine bizzat şahit oldum.
Ünlü bir TV’nin ünlü bir yarışma programında sorulan soruya verilen, daha doğrusu verilemeyen bir yanıt:
Soru: Çarpım tablosunu sayarken “4 kere 8, 48” diyen birinin hatasını düzeltmek için hangisini söylemesi gerekir?
- A) 84
- B) 28
- C) 36
- D) 32
Yarışmacı üniversite öğrencisi bir genç kız. Yanıtı: “Benim matematiğim rezalet, buna yanıt vermiyorum ve telefon jokerimi kullanmak istiyorum.”
Evet, matematiği seçmeli yapar, kurban nasıl kesilir sarıklı cübbeli adamları okullara sokarsan, gençler parmak hesabını bile bilmezler.
“Aman canım, bilmeseler de olur” diyenler mutlaka çıkar. Onlara sözümüz olmaz. Onlar 1.400 yıldan bu yana orucun neden bozulduğunu hala öğrenemeyenlerdir.
Öğrenenler ise toprağını savunduğu için tutuklanarak ceza evine konuluyor. Muğla İkiz Köy’de topraklarını savunan genç bir kız, Esra Işık, tutuklanarak ceza evine gönderildi. Limak kömür çıkartacak; ne ağaç kalıyor, ne de zeytinlik.
Konuyu dağıtmadan Balıkesir’de yaşadığımız bir olayı anlatayım. Bu sıradan bir olay gibi görülse de Türkiye’nin birçok yöresinde örnek alınması gerekir.
Havran ilçesinin Eymir köyünde çok miktarda demir madeni var. Bu madeni yıllarca Akdeniz Madencilik işletti. Eymir köy merkezinde sokak aralarında yer yer yarıklar oluşmaya başladı. Bu yarıklar her geçen gün büyüyüp evlerin bahçelerine kadar geldi. Köylü kadınlar çok tedirgin oluyordu.
Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ın karayoluyla körfeze gideceğini öğrenmişler ve toplanarak ana yola inmişler. Amaçları Semra Hanım’a dertlerini anlatmak.
Olayı duyan jandarma hemen harekete geçip kadınların toplandığı noktaya gelip tedbir alsa da kadınlara engel olamıyor. Köylü kadınlar jandarmadan dipçik de yiyecek olsalar dertlerini anlatmaya çalışıyor.
Bu olayı duyan Akdeniz Maden İşletmesi sahibi Aslan Tokoğlu derhal köye gelip köyde bizzat kendisi incelemeler yapıyor. Hemen köy muhtarı ve heyetiyle Milli Emlak’a başvurusunu yaparak köylünün istediği bir alanı satın alıyor ve her haneye betonarme, bahçeli harika evler yaparak teslim ediyor. Köy kahvesi, köy okulu, cami… Bu inşaatlarda bizzat kendisi çalışıyor.
Kısacası böyle madenciler de var, köylünün toprağına göz dikenler de.
Şimdi demem o ki: Benim adım Hıdır, elimden gelen budur.
Gazetecilerin, yani dördüncü kuvvet dedikleri gazetecileri bile susturdular, daha doğrusu susturmaya çalışıyorlar. Gerçekler yazılamıyor, erişim engeli… Hadi buyur!
“Bizden olanlar”, “bizden olmayanlar” grupları oluştu. Bizden olanlar korunacak, olmayanlar resmi kameraların çektikleri servis edilecek.
2006 doğumlu delikanlı et ithal edecek, yayın yasağı konulacak. Genel Müdür Mücahit Taylan et ithal eden firmanın ortağı çıkacak, sonra inkâr edecek.
Et neden pahalı? Ekmek neden 20 lira?
Hemen söylüyorum: Gübretaş fabrikasında işçiler grev yaptılar, 140 gün üretim yapılmadı. Bunun üzerine sağduyulu milletvekillerinden bir grup Kocaeli Gübretaş Fabrikası Genel Müdürü Aytaç Orkun’a giderek “İşçilerle görüşün, grevi sonlandırın, toplu iş sözleşmesinde anlaşın. Bu çok ciddi bir olay, çiftçi gübre bulamıyor” denmesine rağmen oralı olmayıp grev tam 140 gün sürüyor.
Ülke gübre krizine girince bu genel müdür, hepimizin çok iyi tanıdığı Türkiye’nin ünlü müteahhiti Mehmet Cengiz’in gübre fabrikasından 10 bin ton gübre satın alıyor.
Şimdi küçük bir soru: Amaç hizmet etmek mi, yandaşı zengin etmek mi?
Bu ülkede et ithalatı için her gün 250 milyon lira veriyoruz. Bu paranın yarısını üreticiye versek, dünyanın en büyük et ihracat şampiyonu oluruz.
Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR