Her hafta yazıma başlarken insanların içi kararmasın, moralleri bozulmasın diye niyetlenirim ve güzel konulardan bahsedeyim, insanların mutluluklarına biraz daha mutluluk katmak, şu cennet ülkede yediden yetmişe herkesin yüzü gülsün, yarınlarına umutla baksın isterim. Sanıyorum işini, eşini ve insanları seven herkes de böyle ister. İstemesine ister de, istemekle olmuyor.
İşte bu hafta da yazıma o güzel dileklerimle başladım, birden aklıma bugün marketten kilosu 70 TL’ye aldığım kuru soğan geldi. Hadi siz gelin de mutlu ve huzurlu haberler verin.
Sadece soğan değil, konu o kadar çok konu var ki yazmaya gayret göstereceğim. Bir örnek: Bundan 4 yıl önce bir kg çay 34,95 TL iken bugün aynı çay 439 TL, yani %1.158 zam gelmiş. Buna göre asgari ücretin 60 bin lira olması gerekiyor ama olmuyor.
İşte aslında mesele soğan, çay değil, bizim yani Türk halkının çektiği eziyet. Kimileriniz “Ne eziyeti?” diyebilirsiniz. Ne eziyeti anlatayım: Devletimizin ballandıra ballandıra anlattığı, hani geçenin de geçmeyenin de para ödediği bir köprümüz var, Osmangazi. 1,5 km uzunluğunda, geçiş ücreti 1.170 TL, denizin üzerine kurulmuş. Bir de Çinlilerin Jiaozhou adını verdiği bir köprü, uzunluğu 41,5 km, geçiş ücreti 210 TL.
Demek ki soğan, çay bahane. Motorine 3 günde 4 defa zam geliyor. Şimdi yaptıkları zammı unutmuşlardır desem “Bizimle alay mı ediyorsun?” derler. Peki siz bizimle alay mı ediyorsunuz? Neyse, bunlar derin konular, biz birazçık konuları değiştirelim.
Çok muzip bir adam, her sözüne saatlerce gülersin. Hepinizin tanıdığı bir şahsiyet, namı değer Cübbeli Ahmet Hoca geçenlerde yine güldürdü. Bu defa İngilizce’ye takmış. Hoca “İngilizce takdirname ne yapıcan? İngilizce’yi how are you, ne var yahu… Kabirde geçmez, mezarda geçmez, mahşerde geçmez” diyen Ahmet Hoca’ya soruyu yapıştırıyorlar: “Hoca senin oğlan İngiltere’de okuyor değil mi?”
Hoca biraz yutkunuyor, cevap veriyor: “Burada bazı kötü arkadaşlar edinmiş, onlardan uzak kalsın diye 1,5 yıllığına 18 bin sterline bir ev tuttum” diyor. Ah be Hoca, oğlunu neden Arabistan’a göndermedin, yazık olmuş oğlana. Neyse, hoca daha iyisini bilir.
Hocadan başlamışken devam edelim. Araştırmacı Mustafa İslamoğlu anlatıyor: 2016 yılında George Washington Üniversitesi’nde bir araştırma yapılıyor. Araştırmaya göre Kur’an’dan ahlaki kuralları çıkarttık: Adalet, sözünde sebat, yalan söylememek, vaadinden dönmemek, riyakârlık ve ehliyetsizlik. Yukarıdan aşağı bunları çıkardılar. Kur’an’ı ve tüm dünya milletlerini resmi ve gayri resmi rakamlar üzerinden, Kur’an üzerinden uygun davranan ülkeler sıralamalarına göre “Arabistan, İran, Türkiye” diyenlerin hepsi yanıldılar.
Kur’an’ın ahlak ilkelerine göre İzlanda birinci sırada, Yeni Zelanda ikinci, İsveç üçüncü sırada, Hollanda ise dördüncü sırada. Birleşik Arap Emirlikleri 47. sırada. Çok merak ettiğiniz ülkemiz Türkiye 95. sırada yer alıyor. Minarelerimizden günde beş vakit ezan okunan Müslüman bir ülkenin doğruluğu ve dürüstlüğü çok belli oluyor.
İşte bir örnek daha, çok taze, hakkında iddianame bile yazılmadı. “Haluk Levent Ahbap ayaklarıyla malı götürdü” diyorlar. Doğru olabilir. Haluk Levent’in geçmişini tüm yetkililer biliyordur ya da bilmek zorundadır. Geçmişte hapse girmiş, karşılıksız çek olayları var. Peki böyle bir adama para toplama yetkisini verenler nerede? Bunun derneğini neden denetlemediniz? Kızılay bu derneğe çadır satarken iyiydi. Hiç kimse “Benim depremzedeme parayla çadır satamaz” demediniz. Haluk Levent bahis oynamış, gel bakalım.
Tamam, suçu varsa cezasını mutlaka çekmeli ama götürdükleri yanına kâr kalmasın. Bu ülke bankerlerden, inek çiftliklerinden, saadet zincirlerinden çok çekti ve bir kısım insanlar hâlâ çile çekmekteler.
Merak ettiniz: CHP’yi CHP’lilerin elinden aldılar. Nasıl oldu derseniz, baştan anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. YSK verdiği yetkinin arkasında durmadı. Partinin içinde gizli hainlerin ortaya çıkmalarıyla sayıları yavaş yavaş arttı. Mahkeme kararıyla partiye polis, TOMA, biber gazı, plastik mermi, demir kesme makasları… Yani anlayın artık nasıl olduğunu. Milyonlarca kadın, emekli, genç, köylü, işçi… Milyonlarca diyorum, milyonlarca Bay Kemal.
Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR