Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sındırgı Depremi Araştırması: Çok Segmentli Fay Sistemi Ortaya Çıktı

2025 Sındırgı depremini inceleyen uluslararası araştırma, depremlerin tek bir fay değil birbirine bağlı çok sayıda segmentten oluşan karmaşık bir sistem içinde geliştiğini ortaya koydu.

2025 Sındırgı depremini inceleyen uluslararası araştırma, depremlerin tek bir fay

Sındırgı depremi, uluslararası bir araştırma ekibinin yürüttüğü kapsamlı çalışmayla yeniden gündeme geldi. Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 2025 yılında üç ay arayla meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki iki deprem, Türkiye’nin beş köklü üniversitesinden bilim insanlarının oluşturduğu disiplinler arası ekip tarafından derinlemesine incelendi.

Tek Fay Modeli Yetersiz Kaldı

Araştırma sonuçlarına göre Sındırgı deprem dizisi, tek bir fay kırığı boyunca değil, birbirleriyle bağlantılı çok sayıda fay segmentinden oluşan karmaşık bir sistem içerisinde gelişti. Uydu radar görüntüleri (InSAR), sismolojik veriler, saha gözlemleri ve jeomorfolojik analizlerin birlikte değerlendirildiği literatürdeki ilk çalışma, depremler sonrasında aylar boyunca devam eden yüzey deformasyonunu, daha önce haritalanmamış aktif fay izlerini ve deprem sonrası gerilme aktarımının ikinci depremin oluşumundaki belirleyici rolünü ortaya koydu.

Q1 Dergisinde Yayınlanan Çığır Açan Çalışma

Çalışma, dünya genelinde en kaliteli bilimsel dergiler grubu olan Q1 grubunda yer alan Sensors dergisinde “Analyzing Fault Reactivation Behavior Using InSAR, Stress Inversion, and Field Observations During the 2025 Sındırgı Earthquake Sequence, Simav Fault Zone, Western Türkiye” başlığıyla yayımlandı. Sındırgı deprem dizisini açıklamak için ilk kez önerilen çok disiplinli yaklaşım, deprem tehlikesinin değerlendirilmesine yönelik önemli bilimsel katkılar sunuyor.

Prof. Dr. Kutoğlu: “Bu Bir Deprem Analizinden İbarettir”

Çalışmanın koordinatörlerinden Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, araştırmanın güçlü bir akademik iş birliğinin ürünü olduğunu belirtti. Kutoğlu, “Uydu radar verileri, gerilme analizleri, arazi gözlemleri ve jeomorfolojik verileri birlikte değerlendirerek Sındırgı deprem dizisinin klasik tek fay modeliyle açıklanamayacağını ortaya koyduk. Çok segmentli fay sistemlerinde deprem davranışını açıklayan hibrit bir yaklaşım kullanılabileceğini gösterdik” dedi.

Beş Üniversiteden Ortak Bilimsel Güç

Sındırgı deprem araştırması, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki beş köklü üniversitenin uzmanlıklarını bir araya getiren bir ekip tarafından yürütüldü. Çalışmada uydu jeodezisi, aktif tektonik, jeomorfoloji, sismoloji ve saha gözlemleri bir arada değerlendirildi.

  • Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi: Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu
  • Dokuz Eylül Üniversitesi: Doç. Dr. Mustafa Softa
  • Fırat Üniversitesi: Dr. Elif Akgün
  • Karadeniz Teknik Üniversitesi: Dr. Murat Nas
  • Pamukkale Üniversitesi: Prof. Dr. Savaş Topal

Mevcut Fay Haritalarının Ötesinde Yeni Bulgular

Araştırmada kullanılan Sentinel-1 radar uydu verileri, deprem ters çözüm analizleri ve arazi gözlemleri birlikte değerlendirildiğinde, 2025 Sındırgı deprem dizisinin yalnızca mevcut haritalarda yer alan ana fay boyunca gelişmediği belirlendi. Daha önce haritalanmamış veya ikincil nitelikteki fay segmentlerinin de deprem sürecine katıldığı, deprem sonrasında gerilmenin farklı segmentlere aktarılmasıyla çok parçalı bir deformasyon sisteminin geliştiği ortaya çıktı.

Deprem Araştırmalarında Yeni Bir Metodoloji

Prof. Dr. Kutoğlu, geliştirilen yöntemin yalnızca Sındırgı için değil, Batı Anadolu ve benzer karmaşık fay sistemlerine sahip dünyanın diğer bölgeleri için de uygulanabileceğini vurguladı. “Depremleri yalnızca tek bir fayın davranışı olarak değerlendirmek artık yeterli değil. Çok disiplinli veri setlerini aynı model içerisinde bir araya getiren bu yaklaşım, aktif fayların daha doğru haritalanmasına ve deprem tehlikesinin daha gerçekçi değerlendirilmesine katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

Bu çalışma, deprem tehlikesi analizleri ve aktif fay haritalarının güncellenmesi açısından gelecekteki bilimsel çalışmalara da önemli bir referans oluşturacak nitelikte değerlendiriliyor.