Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gülten İmren
Gülten İmren

 ARAYAN ARAYANA

Ülkemi seviyorum. Ne kadar çok sevdiğimi tarif etseniz, inanın tarif edemem. Zorluğundan değil tabii ki, anlatacak sözler bulamam. Dört bir köşesi cennet bu ülkede ters giden bazı şeyler var. Onları söyle deseniz onları da söyleyemem. Bilmediğim için değil, korktuğum için de değil. Ama ısrar ederseniz sevgimi söyleyeyim: Bayrağımın alına, yıldızına aşığım. Güneşine, kumuna, yaylasına, ormanına, tarihine, kültürüne… Başka bir ülkeyle kıyaslayamazsınız.

 

Korku demiştik değil mi? Doğruları söylüyorsanız, kimsenin onuru ve gururu ile oynamıyorsanız, iftira atmıyorsanız neden korkalım?

 

Belirli bir yaşa gelmiş bir yazar olarak şimdiye değin hiçbir kişiyle sorunum olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Ama bu, gerçekleri hiçbir zaman yazmayacağım anlamına gelmez. Gazeteci olan eşim de ben de kalemimizi satmadık, satmayız.

 

Bu haftaki yazımın başlığı: Arayan Arayana. Madenciler aylardır haklarını arıyor. Gaziler Ankara’da parklarda polis ablukası altında haklarını arıyor. Öğretmenler haklarını arıyor. Tutuklu belediye başkanları haklarını arıyor. Çarşı pazara gidemeyen emekliler hakkını arıyor. Kısacası yüz binler saltanat sürüyor, milyonlar hakkını arıyor. Peki bulabilecek mi ya da hakkını alabilecek mi? Asıl mesele işte tam burada.

 

Ülkemi seviyorum demiştim ama hak geçmesin, sistemi sevmiyorum, daha doğrusu çarpık sistemi. Bir örnek verelim: “Hak verilmez, alınır” söylemini hepimiz biliyoruz. Bu söz boşuna söylenmiş bir söz değildir diyorlar. İşçi sınıfının sendikal hareketlerinin ortak sloganı olan bu söz bazı kesimler için pek doğru sayılmaz.

 

Mesela madenciler zam istemiyor, ikramiye istemiyor. Çalışmışlar, ter dökmüşler ama maaşlarını alamamışlar. Bakanlığa kadar yürümüşler. Araya bakanlar girmiş, kefil olmuş, “Paralarınız verilecek” denmiş ama ortada para yok. “Hak verilmez, alınır” sözü askıda kalmadı mı? Hadi gücü yetenler alın madencilerin hakkını.

 

Tabii ki sadece madenciler değil; gazilerin, öğretmenlerin, mağdur olmuş bir çok kişinin hakkını verin bakalım.

 

Her yazımda bahsederim, sosyal medya benim en büyük kaynaklarımdan biri. Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın seçim dönemlerinde yurt gezilerinde yaptığı konuşmalar dikkatimi çekti, notlar aldım ve araştırdım.

 

Sayın Cumhurbaşkanımız “Isparta’ya üniversiteyi kim getirdi? Biz getirdik” diyor. Oysa Isparta Üniversitesi, 11 Temmuz 1992 tarihinde devlet tarafından bir devlet üniversitesi olarak kuruldu. Adını aldığı 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in öncülüğünde ve vizyonunda hayata geçirildi. Temeli, Isparta’da bulunan Yükseköğretim Vakfı çalışmalarına dayanıyor.

 

Yine bir yurt gezisinde Cumhurbaşkanımız “Bizden önce Sivas’ta üniversite var mıydı? Bizimle beraber üniversite geldi” demiş. Oysa Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Cumhuriyet’in 50. yılı anısına Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk döneminde 1974 yılında 11.000 dönüm arazi üzerine kurulmuş. Tıp Fakültesi ile eğitime başlamış, yerleşke olarak Türkiye’nin ikinci büyük üniversitesidir.

 

Cumhurbaşkanımız benzer bir konuşmayı da Zonguldak’ta yapıyor: “Karaelmas Üniversitesi’ni kim kurdu? 2007 tarihinde biz kurduk. Zonguldak’ta üniversite var mıydı? Kuracağız dedik ve kurduk.” Oysa bugünkü adıyla Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, 11 Temmuz 1992 tarihinde Başbakan Süleyman Demirel’in liderliğinde DYP-SHP koalisyon hükümeti döneminde kurulmuştur. 2018 tarihinde ise ismi Bülent Ecevit Üniversitesi olarak tescillendi.

 

Sayın Cumhurbaşkanımız başka bir yurt gezisinde “Ankara Havalimanı’nı da biz yaptık” dedi. “Bundan önce Ankara’da böyle bir havalimanı var mıydı?” diyor. Ancak Ankara Havalimanı ilk olarak 1955 yılında hizmete girmiş. Esenboğa ismini semtinin isminden alıyor. Bölgenin ismi ise 1402 tarihinde Ankara Savaşı’nda karargahını buraya kuran Timur’un komutanı İsen Buga’dan alıyor. Bu nedenle buraya Esenboğa deniyor.

 

Buna benzer videolar sosyal medyada çok dolaşıyor. Mesela “Adıyaman Havalimanı’nı biz yaptık” diyor, ancak ilk kez 22 Mayıs 1998 yılında yapılıyor. Cumhurbaşkanımız zamanla yetersiz olan havalimanını daha modern hale getirip pist uzunluklarını arttırıyor ve hizmete açıyor.

 

İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nı da biz yaptık diyen Cumhurbaşkanımız yine yanılıyor. Havalimanı 1987 yılında Başbakan Turgut Özal döneminde devlet tarafından yaptırılarak hizmete açılmıştır. Zamanla ihtiyaca cevap veremeyen havalimanının özellikle dış hatlar ve terminal binaları modernize çalışmaları, 2006 yılında yap-işlet-devret modeliyle AK Parti döneminde (TAV) Havalimanları tarafından gerçekleştirilmiştir.

 

Hiç kimsenin hakkını yememek lazım. Cumhurbaşkanımız hiçbir şey yapmadı mı? Yaptı tabii ki:

 

Mardin’de 4 ayrı Süryani vakfının 55 taşınmazının mülkiyetini Süryani vatandaşlara kavuşturdu. Ermeni cemaatine iade edilen gayrimenkullerin sayısı 400’ü aşmış. Batman Gercüş’te 100 yıldır kapalı bulunan Aziz Aho Manastırı’nın restorasyonunu gerçekleştirip 2018 yılında yeniden hizmete girmesini sağlamış. Trabzon Sümela Manastırı’nda 95 yılın ardından dini ibadet yapılmasını sağlamışlar. Van Akdamar Kilisesi, 2010 yılında restorasyonun ardından kullanıma açılmış. Bunların tüm masraflarını TC’nin hazinesinden karşıladığı belirtiliyor. Aralarında Aya Yorgi Kilisesi’nin de olduğu 100’den fazla kilisenin restorasyonu yapılarak tekrar ibadete açılacakmış.

Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 + 3 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER