Cahilliğime verin dostlar, gerçekten çok araştırdım ama bulamadım. Şimdi sizlere soruyorum: Ülkemizde yaşanan bu olaylar başka nerelerde var veya var mı? Hani öyle derin konulara girmeyeceğim. 33 yaşındaki kaymakam bir imza ile general yapılmış, bunlardan hiç bahsetmeyeceğim. Vardır bir bildikleri, ancak bizim de bildiklerimiz var.
Tabii ki dünyada sadece bizim ülkemizde görebileceğimiz bir haber: “10 çocuk yap, sıfır otomobil kazan!” Ordu ili Kumru ilçesi Belediye Başkanı, 39 bin olan ilçesinin nüfusunu arttırmak için şimdiye kadar hiçbir yerde görmediğimiz bir kampanya başlattı: 3 çocuk yapana 50 bin TL, 4 çocuk yapana 100 bin TL, 5 çocuk yapana 200 bin TL nakit para, 8 çocuk yapana belediyede iş imkanı, 10 çocuk yapana sıfır kilometre otomobil.
Sayın Başkan Yusuf Yalçuvan, sen hiç 10 çocuğun bakım maliyetlerini hesapladın mı? En önemlisi, bir çocuk dokuz ayda dünyaya gelir. Başka bir hesapla, bir aile yılda bir çocuk sahibi olsa, hiç durmadan doğum yaptığını düşün. Siz o koltukta 10 yıl oturmanın garantisini nasıl verebilirsiniz? Tam aksini düşünelim: Kadınları imalathane olarak mı görüyorsun? Son sorum: Sen kendi karına 10 çocuk doğurt, sana 3 tane sıfır araba ben vereyim diyen biri çıkıp söylese, vereceğin cevabı çok merak ediyorum. Sana başka bir önerim: İktidar partisi belediye başkanısın, Ankara’ya git ve “İlçemin nüfusunu arttıracak iş sahaları kurun” de. İktidar güçlüdür ve kadınların üzerinden elinizi çekin.
Yazımın başlığına sadık kalarak “Başka nerede var?” diye sormaya devam ediyorum. Trabzon ili Yomra ilçesinde TOKİ Toplu Konut İdaresi 300 konut için kura çekilişi yapıyor. 300 vatandaş kura çekilişine katılıyor, “Ev sahibi oluyoruz” diye sevinen vatandaşlar daha sonra ortalarda konut olmadığını öğrenip hayal kırıklığına uğruyor. Konuyu Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’a soruyor: “Konutların yeri nerede?” Konutların yeri belli değil yanıtını alıyor. “Konutlar hangi bölgeye yapılacak?” diyor. Yanıt: “Bölge daha belirlenmedi” diyor. Ama kura çekilişleri yapılıyor.
Bu tip gariplikler yaşanmaya devam eden ülkemizde, para karşılığı çocuk yaptıranlar ile yaptığımız çocuklarımızı koruyamayanların çelişkili yaşamları da var. Milli Eğitim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Antalya Side’de beş yıldızlı lüks otelde 4 günlük bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının maliyeti 30 milyon 250 bin TL. Okullarının tuvaletlerine 30 liralık sabun koyamayan bakanlık, kendilerine gelince 30 milyonu harcayabiliyorlar. Toplantıya 500 kişi katıldı. Ana gayesi MEB Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından veri güvenliği çalıştayı yapıldı.
Sayın yetkililer, bırakın veri güvenliğini, siz önce çocukların güvenliğini sağlayın. Tasarruf tedbirlerinin uygulandığı şu sıralarda 30 milyon 250 bin TL harcamak ne demek, bize de anlatın. Pek umutlu değilim ama belki anlatırlar.
Garipliklerle devam edelim. Çok değil, birkaç gün önce ODTÜ Bahar Şenliklerinde tribünlerde Türk bayrağı açarak öğrencilerin üzerine saldırdılar. Bu kişilerin okulla hiçbir ilgisi olmadığı halde buraya neden geldikleri ayrı bir soru işareti. Neden bayrak? Türk halkının bir bayrak tutkusu olduğunu biliyoruz. Bayrakla geliyorlar ki “Bize değil, bayrağımıza saldırdılar” denilsin.
ODTÜ Bahar Şenlikleri ve mezuniyet törenlerinin yapıldığı stadyumun adını kaç kişi biliyor bilmem, ama ben yine de söyleyeyim: Devrim Stadyumu. İşte bu hazımsızlık dünkü bugünkü mesele değil. 1956 yılında kurulan okul, her nedense verdiği eğitim kadar bir çok zorluklarla savaşmış. Dünyada ilk 500 üniversite arasında yer almasına rağmen ODTÜ adeta azap çektirilmiş. 2013 yılında okulun arazisinden yol geçireceğiz diye binlerce ağacı katletmişler. O tarihlerde çıkan olaylarda 6’sı öğrenci 14 kişi tutuklanmış. Kısacası ne çektin be ODTÜ.
Eşi benzeri olmayan bir konuyu daha aktarayım. Şanlıurfa Ceylanpınar TİGEM Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü her yıl topladığı Antep fıstığını ihale ile satıyor. Satışlar ihale ve banka teminat mektubuyla yapılıyor. Nedense bir defaya mahsus fıstıklar sigorta kefalet senedi ile yapılabilir deniliyor. Adam 200 milyonluk fıstığı yüklüyor, sigorta kefalet senetlerini veriyor ve ortadan kayboluyor. Daha sonra sigorta kefalet senetlerinin sahte olduğu anlaşılıyor. Şimdi böyle bir olayın başka bir ülkede olabileceğine beni inandırabilecek birini arıyorum.
Aradığım başka biri daha var ve söyleyeceklerim de çok ama çok önemli. Balıkesir İl Sağlık Müdürü Sayın Miraç Çavdar, Balıkesir’e geldiğiniz günden bu yana çalışmalarınızı izliyorum. Personelinizle aranızdaki bağın düşman çatlatacak kadar güzel olduğu aşikar. Yalnız arkanızdan kuyunuzu kazıyorlar, bilin istedim.
Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesinde ışın tedavisi alan bir hasta tanıdığım var. Sağlık durumunu sorduğumda, önceden 1 Mayıs tarihine verilmiş bir ışın tedavisi randevusuna gittiğinde “Bugün 1 Mayıs İşçi Bayramı, görevli arkadaşlar eyleme gitti” yanıtını aldıklarını ve Cuma gününe denk gelen 1 Mayıs nedeniyle “3 gün sonra yani Pazartesiye gelin” deniliyor. Sağlıkta miting olur mu bilmiyorum. Sizin vermiş olduğunuz bu kadar uğraşı bir kalemde silip atanlara iki çift sözünüz vardır sanıyorum.
Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR