Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gülten İmren
Gülten İmren

BİZ NİYE BÖYLEYİZ

Gerçekten çok samimiyim, soruyorum: Bilenler lütfen yanıt versin, biz neden böyleyiz? Ne sorduğumu merak etmişsinizdir. Bu cennet vatanın bir ferdi olmaktan gurur duyduğum anlar çok olmuştur. Bir de çekip gidesim gelmiş ama gidecek yerim olmadığı için zorluklara göğüs germişimdir. Kısacası bu ülkenin azıcık sevincine karşı katlanılmaz dertlerini taşımaktan yorulduk.

 

Ülkemiz adına gerçekten sevindirici bir olay yaşayacağız: NATO Zirvesi. Bu zirveye ABD Başkanı Donald Trump da gelecek. Bu nedenle 7-8 Temmuz’a kadar Ankara yaşanmaz bir hal aldı. Tenteler, yollar, badanalar, gözaltılar, tutuklamalar… Allah aşkına neden böyleyiz? Öğretmenlerimiz açlık grevinde, kimsenin kılı kıpırdamıyor, sadece zirve için mesai yapılıyor.

 

NATO üyelerine şirin gözükmek zorunda değiliz. NATO Zirvesi’ni yapacak salonlarımız da var, onları ağırlayacak imkanlarımız da var. Bu konuda kimse bir şey diyemez. Benim asıl korkum, bu samimiyetin arkasından başka değerlerimize el uzatırlar mı korkusu yaşıyorum. Zira yaşamı boyunca ilk kez Türkiye’ye gelecek olan Trump, bazı değerlerimize talip olur mu?

 

Mesela nadir toprak elementleri. Hepimiz biliyoruz, Türkiye toryum zenginliğinde dünya ikincisi. Toryum şu sıralar uranyumdan daha değerli. Haritaya baktığımızda ana hedef olarak Türkiye’nin gösterildiği biliniyor. “Ne petrolümüz var ne doğalgazımız, neden hedefte olalım?” diyebilirsiniz ama biz dünya ikincisi toryum yataklarına sahibiz.

 

Petrol yatakları ve enerji sahaları mutlaka ya emperyalizmin kontrolündedir ya da kontrol altına almak için orada savaş çıkarmışlardır. Bizim petrolümüz yok ama biraz geriye gidip konuyu incelemek gerekir.

 

30 Kasım 2007 diye bir tarih yazsam, bilmiyorum ama bu tarihin ne olduğunu bilen bir elin parmaklarını geçmez. Isparta Hava Limanı’na yaklaştığı sırada düşen Atlas Jet kazasını unutmuşsunuzdur. 57 yolcunun hayatını kaybettiği bu kazada uçakta kimler vardı, bilin bakalım:

 

Fizik Profesörü Engin Arık, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’ne fizik konferansına gidiyordu. Engin Arık Hoca’nın uçakta bulunan ekibinde ise Prof. Dr. Şenol Fatma Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet, Araştırma Görevlisi Mustafa Fidan, Araştırma Görevlisi Mühendis Özgen Berkol, Yüksek Lisans Öğrencisi Engin Abat hayatını kaybetti. Oysa Süleyman Demirel Üniversitesi’ne fizik konferansına gidiyorlardı, orada toryum santrali kurulmasının ne kadar önemli olduğunu anlatacaklardı.

 

Hepsini rahmetle anmak istiyorum, mekanları cennet olsun. Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Nükleer Fizik Profesörü Engin Arık Hoca her zaman her yerde konuşuyordu ama sesini duyuramadı. Biraz eskiye dönüp hocamızın söylediklerini bir hatırlamakta fayda var:

 

“Türkiye enerji ihtiyacını toryumla karşılayabilir. Bir ton toryum enerjiye dönüştüğünde bir milyon ton petrol enerjisine eşittir.” Bunlar araştırılmış çalışmalardı. Engin Hoca’nın ölümünden kısa bir süre sonra toryumun ekonomik olmadığını anlatan bir sürü makaleler yazıldı, ancak öyle olmadığını yeni anladık.

 

Zira Çin Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, ülkenin ilk toryum reaktörü için Şangay Fizik Enstitüsü’ne işletim izni verdi, testlere başladı. ABD, Rusya, Birleşik Krallık, Japonya, Fransa toryumdan enerji üretebilmek için çalışıyor. Oysa Türkiye’de bulunan toryum rezervi dünyanın elektrik ihtiyacını yüz yıl boyunca karşılayabilir. Uranyum yatakları 50-60 yıl içinde bitecek, oysa 1.000 yıl yetecek yataklara sahibiz.

 

Engin Hoca’nın sıklıkla söylediği şu sözlere önem vermeliyiz: “Toryum santrali kurmalıyız, Türkiye’nin dış borcunu 350 kez öderiz. Bu madeni enerjiye dönüştürme formülünü buldum” diyordu. Bu nedenle kendisi de ekibi de kazada can verdi.

 

Baştan söyledim, biz neden böyleyiz? “Varlık içinde yokluk” diye bir söz var, işte bu söz bizim için söylenmiş olabilir diyorum ama kimin varlıklı olduğunu bir türlü bulamıyorum.

 

Hazır varlıktan bahsetmişken, Sağlık Bakanımız Suriye’ye hastaneler, sağlık tesisleri yapmakla övünürken havalara uçacak, ancak SGK yokluktan 25 değişik şehirde 200 taşınmazı satışa çıkardı. Gerçekten biz neden böyleyiz? Kendi vatandaşına yok, Suriye olunca, Somalili olunca var. Bize yok nedir bu, anlamadım. Anlasaydım “SGK bu taşınmazları niye satıyor?” demezdim. Satıştan 2 milyar 715 milyon gelir elde edecek. Demek ki o paraya bile ihtiyacımız var.

 

Aslında bakmamız gereken olay, muhtaçların çoğalması. Kısacası sosyal yardıma başvuranların sayısında çok ciddi artışlar var. 2025 verilerine göre Türkiye’de 27 milyon kişi yardım alabilmek için başvuruda bulunmuş. Aynı dönemde sadece Alo 144 Yardım Hattı’na ise 4,7 milyon başvuru yapılmış.

 

Buna göre bütçeden sosyal yardım için ayrılan pay 917 milyarı geçtiği söylenirken, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre 2026’nın ilk 5 ayında yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma programına yapılan yardım 190 milyar 511 milyona ulaştı.

 

Kısacası dağlarımız var, para etmiyor. Hain Avrupa bizi kıskanıyor. Emekli, asgari ücretli, çiftçi… Gerçekten biz niye böyleyiz?

 

Kalın sağlıcakla.

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 + 8 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER