Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gülten İmren
Gülten İmren

GERÇEKLER ACIDIR

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.” Kimden bahsediyorum, bilin bakalım. Şimdi durduk yere böyle soru sorulur mu; “Biz nereden bilelim?” diyenleriniz mutlaka çıkacaktır. Ama yazdığımın arkasında duruyorum ve tekrarlıyorum: Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.Şu fon vurgunundan sonra doğru ve dürüst bildiğimiz birçok meslektaşımızın kimi tutuklandı, kimine ev hapsi verildi. Şöyle dönüp bir baksak, bu gazeteciler yaptıkları haberlerle ya iktidara yakın birilerini konu almıştır ya da nüfuzlu birini; yoksa maliyede çalışan bir memur borsada para kaybetmiş, kimin umurunda? “Borsaya girmeseymiş.” Diyeceklerdir. Kısacası, “Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar” diye boşuna demiyoruz.

Ben bir köşe yazarı olarak borsadan bir daha bahsetmeyeceğime söz veriyorum; ancak beni ilgilendiren konuların üzerine gitmeye kararlı olduğumu da bilin. Hepimiz hatırlarız; şu hâl baskınları oldu. 22 ilde 109 işyerine ve ikamete eş zamanlı baskınlar yapıldı. Alış fiyatlarını şişirerek köylüden 8-9 liraya aldıkları ürünü 18-23 liradan alınmış gösteren düzenbazlar… Ne oldu? “Yüz binlerce ceza kesildi” deniliyordu. Onlar köylünün cebinden o paraların hayli fazlasını çalmışlardır. Yani ceza verseniz bir şey fark etmiyor. Daha geçen hafta pazarda salatalık 75 TL, biber 100 TL oluverdi. Birkaç gün havalar soğudu, fırsatçılar piyasaya çıkıverdi. Son günlerde zeytinin üzerinde bazı oyunların oynandığını zannediyorum. Zira zeytin hasadının başladığı şu günlerde pazar yerlerinde yeşil zeytinin kilosu 100 TL. Oysa zeytin üreticisi işçilik, maliyetlerinden neredeyse zeytini dalında bırakma noktasına gelmiş. İlaç, gübre, mazot; kısacası tüm girdiler zeytinciyi perişan etmiş ama pazarda 100 TL. Patatesçiler mahsulünü sokaklara döker, karpuzcu karpuzları tarlada bırakır; limon dalında 2 TL, mandalina dalında 3-5 TL. Ardından yöneticiler çıkar: “Şu kadar büyüdük, bu kadar büyüdük.” Eğer tüm bu yaşadıklarımız büyümekse, bırakın biz böyle kalalım, gerçekten büyümeyelim. Ben ülkemi seviyorum ve özgürce haber almak istiyorum. Şimdiye kadar hiçbir arkadaşıma “Sen necisin?” diye sormadım, sormam da. Türkiye’de sayılı haber kanallarından biri olan Halk TV’ye kayyım atandı. Neden atandığını sorgulamıyorum ama Halk TV’nin normal programları engellense de kumandayı elime aldığımda kayıyor ve açıyorum, bakıyorum: Belgesel. Tüm kayyımların yaptıkları gibi. Ama insan o kanalda belgesel izlemekten bile hoşnut oluyor.

Mesela geçtiğimiz günlerde 1965 yılında millî park ilan edilen Yedigölleri anlatan bir belgesel izledim. İnanın çok hoşuma gitti. Yedigöller’in 1965 yılında millî park ilan edildiğini öğrendim; 240 bitkinin burada kökeni varmış, onu da öğrendim. Yine aynı kanalda başka bir belgeselde, ata tohumuyla ekilen bitkiler yetişirken o bahçede kelebekler uçuşurmuş. Eğer tohum ata değilse ya da yeni yetişen bitkilerin olduğu bahçede kelebek göremiyorsanız, bilin ki tohum ata tohumu değil. Bu bilgiler gerçekten çok değerli. Kısacası eskiden çok güzel belgeseller izlerdik; şimdi hiçbir şeyin tadı kalmadı, siyasetin bile tadı kaçtı. Her şey eskiden güzelmiş.Bakın, rahmetli eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in 1987 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmasını hatırlatmak istedim: “Türkiye Büyük Millet Meclisi hürriyetin, demokratik sistemin kalbidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye’de hakların, hürriyetlerin bekçisidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi her şeyin açıkça, alenen, herkesin gözü önünde cereyan etmesinin teminatıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi mutlaka üstün iradenin üstün müessesesi olduğunu bilerek ve mutlaka evvela kendi yerine ve kendi haklarına sahip çıkarak hareket durumundadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kenara itilemez, itilmemelidir de. Ne Türkiye Büyük Millet Meclisi, ne hür basın, ne hür ilim müesseseleri iktidarların ayak bağı değildir; öyle telakki edilmemelidir de. İktidarlar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, hür basından, hür ilim müesseselerinden rahatsız oldukları sürece hürriyetçi demokrasiyi yürütmek imkânı yoktur. İktidarlar her rejimde vardır; rejimi demokratik yapan hür muhalefettir, hür basındır, hür ilim müesseseleridir. Bunlar tümüyle beraberce bir ahenk içinde olmak durumundadırlar. Hürriyetçi demokrasi, bir ülkenin halkına sadece güvenlik veren ama güvenliğin dışında başka şey vermeyen rejimin adı değildir. Hürriyetçi demokrasi hem mal hem can güvenliğini, hem hürriyeti hem ekmeği beraberce veren rejimdir.”Rahmetli Demirel bu konuşmasını 1987 yılında yapmış. Zannediyorum bizden sonraki kuşaklar böyle bir konuşma duymamıştır; onların adına üzülüyorum.

Bu haftaki yazımı sonlandırmadan önce yetkililerden önemli bir ricam var: Sakarya’da meydana gelen sel felaketinde mahsur kalan 8 aylık bir bebeği selden kurtarıp kucağına alarak halattan yapılmış aygıtla nehrin karşısına geçiren afet görevlisi Murat Ergül kardeşimizi yürekten kutluyorum. Dünya Kupası’nda sıfır çeken futbolculara villa verileceğine bu kardeşimize verilmesini istiyorum.

Kalın sağlıcakla.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 + 9 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER