Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gülten İmren
Gülten İmren

YANDI GÜLÜM KETEN HELVA

Bu sözler halk arasında çok söylenir ama genç nesil ne anlama geldiğini pek bilemez, bu nedenle anlamını kısaca yazıyorum. TDK ve halk dilinde kaçırılmış bir fırsat veya iş işten geçti anlamına gelen neşeli ama hayal kırıklığı belirten bir sözdür. Peki bu sözü kimler için söylediğimi bulun bakalım diye sormayacağım, uzatmadan belirtiyorum günümüzün CHP’sine söylüyorum.

Yazımda başlığını tekrarlıyorum: Yandı Gülüm Keten Helva. 21 Mayıs 2026 tarihinde yerel mahkemenin Mutlak Butlan kararı vermesinden sonra genel merkezin kapıları kırılarak CHP genel merkezi işgal edildi. Bunları niçin yazıyorum? Bu yaşananları dünya televizyonları dakikalarca yayınladı.

Şimdi gelelim asıl meseleye: Butlan kararı neden çıktı? Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP, genç, dinamik, akıllı ve çok çalışkan bir genel başkan kazanmıştı. Kısa sürede partiyi birinci sıraya yükseltti, bu iktidarın pek hoşuna gitmiyordu. Bir şeyler yapması gerekti ve yaptı. Kongreyi bazı bahanelerle iptal edip eski genel başkana Mutlak Butlan’la görev verdi ve CHP’nin hızını kesmek istedi. Ama oyun tutmadı, tam aksine bu yapılanlar Özgür Özel’i daha da hırslandırdı. İl il, kasaba kasaba dolaştı, nerede bir bank bulduysa çıktı üzerine, halka kendisine inananlara seslendi. Baba ocağından haksız bir şekilde kovulduklarını anlattı.

Bu süre içerisinde CHP’nin bir zamanlar ağır toplarından olan Muharrem İnce, Özgür Özel’in yanında yer aldı, bir ara kapattığı Memleket Partisi’nin otobüsünü bile verdi. Sonra neler oldu bilmiyorum, Sayın İnce şak diye saf değiştirdi. Kılıçdaroğlu’na ağza alınmayacak laflar söyleyen bu zatı muhterem CHP’yi tercih etti. Şöyle bir bakarsak haklı olabilir. Siyasete orada başladı, çeşitli kademelerde görev yaptı, partinin puanını hayli yükseltti ama seçimi kaybetti.

Yurdun dört bir köşesine bilgisayar ağları kuruldu, kaç kişinin hangi sandıkta oy kullandığını genel merkezde görecekler diyordu. Oysa seçim başlar başlamaz kurulan bilgisayar ağları çökmüştü, binlerce sandık başına gözlemci konmamıştı. Kısacası Sayın İnce’ye inceden inceden bir komplo kurulmuştu ama “adam kazandı” demenin dışında bir söz duyamadık kendisinden.

Buraya kadar yazımı okuyan arkadaşlarım, Sayın İnce’den bu kadar çok bahsetmeme alınabilirler ama bunları yazmak zorundayım. Geçtiğimiz günlerde kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle Balıkesir’e gelen Muharrem İnce, CHP il binasında yaptığı konuşmada “Parti kurmak turşu kurmaya benzemez” demiş. Doğru söylüyor, parti kurulursa adam gibi kurulur, kurulduğu gün ana muhalefet görevi alarak kurulur. Sayın İnce partisini kurmadan önce Sayın Özel’le bir görüşseymiş, bir danışsaymış ama iş işten geçti. Hani derler ya, araba devrilince yol gösteren çok olur diye.

Ama İnce’nin şu sözüne bayıldım: “Partiyi helal parayla kuracaksın.” Çok doğru, sen rahat ol. Yeni partiye bağış yapan binlerce vatandaş o bağışları helal paralarıyla yaptı. Cebinde haram para taşıyanları dövsen de bağış yapmazlar.

Hazır hızımı almışken iki lafım da Ahmet Akın’a olsun. Sayın büyükşehir belediye başkanım, ilçe ilçe gezip partiden ayrılanlara “dönün” demek size hiç yakışmıyor. Partiye zamanında sahip çıkacaktınız. Hani dedim ya, yandı gülüm keten helva, fırsat kaçtı. Bir zamanlar baraj altına kalan CHP’den daha kötü günler bekliyor sizin için de. Belediye başkanlığı son döneminiz, siyasi yaşamınız çok kısa sürecek, buna gerçekten üzülüyorum.

Edremit’te yaptığınız konuşmada “Giden arkadaşlarımız keşke mücadeleyi bırakmasalardı” dediniz. Polis coplarıyla yaka paça sokağa atılan, polisin biber gazına karşı koyarken adeta zehirlenecek kadar olan mücadeleyi saymıyor musunuz? Tüm bunlar yaşanırken siz neredeydiniz? Söylediğiniz her şey çok mantıksız.

Buradan “Giden, yeni partiyi kuranlar bizim kardeşlerimizdir, biz seçimleri onlarla kol kola kazandık” diyorsunuz. “Asla ve asla kimseyi ötekileştirmeyeceğiz” diyorsunuz. Şöyle bir etrafınıza bakın bakalım, ötekileştirmek istesen de etrafınızda kimseler kalmadı. Allah yardımcınız olsun. İktidarla el ele yürüyün, şimdiye kadar olduğu gibi.

Neyse, biraz da memleket meselelerine bakalım. Her yazımda “emekliler zor durumda” diyordum, kimileri emekli olduğum için bunları yazdığımı zannediyor, bu nedenle emeklileri pas geçiyorum. Hoş yazsak ne olur, reis ne derse o dur.

Çiftçi perişan, gerçekten çok zor durumda. Bakın bu konuyu rakamlarla anlatmak istiyorum. Özellikle Manisa bölgemizde yetişen sultaniye kuru üzüm fiyatları açıklandı, ben şok oldum, üreticiler ne yaptı bilemiyorum. Kuru üzüm alım fiyatı kilosu 75 liradan ilan edildi, gerçekten çok az bir fiyat. Geçmiş yıllarda fiyat neymiş diye baktım: 2024 yılında 100 TL, 2025 yılında 120 TL, 2026 yılında verilen fiyat 75 TL. İnsanla bu kadar alay edilir mi?

Hepsi bu mu değil tabi. Balıkesir bölgemizde de hayli çok ekilen domates üreticisi de kan ağlıyor. Balıkesir Bigadiç ilçesinde geçtiğimiz yıl üreticiler domatesini 3,5 TL’den satarken mazotun litresi 50 TL idi. Bu yıl domatese verilen fiyat 2,80 TL, mazot 80 TL. Bu durumda çiftçi neden eksin, neden üretsin? Bunun bir mantığı var mıdır bilemiyorum.

Ama benim Türkiye Ziraat Odaları Başkanı Sayın Şemsi Bayraktar’a iki sözüm var. Sayın Bayraktar, 23 yıldan bu yana koltuğu işgal ediyorsunuz, gözünüzün önünde mum gibi eriyip tükenen çiftçiyi görüyorsunuz. Malum bu yazdığım fiyatlardan sizin de haberiniz var. Kara sabanla kendi kendine yeten bir ülkeden, modern tarımla niçin dışa bağımlı olduk? Rusya Ukrayna olmasa buğdaysız kalacağız. Sizin göreviniz nedir?

Fiskobirlik denetim kurulu üyeliği yaptınız, fındıkçı perişan. Bırakın, lütfen Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi Türkiye Kanadı üyeliğini bırakın, SGK Güvenlik Yönetim Kurulu üyeliğini bırakın. Ayağa kalkın, size 23 yıl o koltuğu lütfeden üreticinin yanında durun, örgütlenin. Olmuyorsa da çare arayın. 100 liraya mal edilen kuru üzüme 70 TL fiyat ne demek? Geçtiğimiz yıl 3,5 TL olan domates bu yıl 2,80 TL. Bunlara meydanlarda yanıt verin, korkmayın. 23 yıldan bu yana o koltuğu kimse kapmadıysa, bu saatten sonra kimseler koltuğunuzu almaz. Hadi kalkın, kalkın!

Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 + 3 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER