“Derdim çoktur hangisine yanayım” sözleri Pir Sultan Abdal’a ait olan bu türküyü bizim kuşakta bilmeyen yoktur. Hayli eski bir türkü olan “Derdim Çoktur Hangisine Yanayım” türküsü şu günlerde yine sevilerek söylenir oldu. Bu türkü muhabbeti nereden çıktı demeyin.
Okullarımız 2026-2027 öğretim yılına başlayalı tam üç gün oldu. Balıkesir il genelinde 1.056 okulda 198 bin 332 öğrenci, 17 bin 676 öğretmenle eğitim ve öğretime başlamanın sevincini, mutluluğunu ve gururunu yaşayan okul kantincileri sevinçten havalara uçuyor. Koskoca devletimizin çocuklarına bir öğün yemek verememesi tabii ki kantincileri sevindirir. Hazırlıklar yapılmış, fiyatlar belirlenmiş, parametreler de okula başlayınca belli olmuş.
Başka kim sevinir? İşçinin, asgari ücretlinin elde ettiği geliri hepimiz biliyoruz. O zaman bir de kantin fiyatlarına bakalım: Ekmek arası köfte 180 TL, tavuk döner 135 TL, karışık tost 120 TL, kaşarlı tost 100 TL, peynirli sandviç 100 TL, çorba 80 TL, açma 35 TL, poğaça sade 30 TL, ayran 30 TL, çay 30 TL, su 15 TL. Okul kantini değil sanki esnaf lokantası. Yok yok, bizim dönemimizde sadece simit ve gazoz satılırdı.
Şimdi soralım, büyüklerimiz yanıt versin. Asgari ücretle çalışan bir vatandaşın okula giden iki çocuğu varsa bu çocuklar kantinden ne alabilir? Sadece kantin fiyatlarını yazdım. Bunların servisleri, kışın montu botu, kitabı defteri… Anladınız mı türkünün nereden çıktığını? “Derdim çoktur hangisine yanayım” yine tazelendi, yürek yarası. Küstahlık yaptığımı düşünmeyin, okullarımızın açılmasına sevinenler o kadar azaldı ki, çocuğunu okula gönderen milyonlarca ana baba bu türküyü söylüyordur.
Peki tüm derdimiz okul kantinlerinin pahalılığı mı, değil herhalde? Yazımın başında söyledim, derdim çoktur hangisine yanayım. Dert edindiğim başka bir konuyu dile getirmek istedim. Balıkesir’in bir çok yerinde olduğu gibi iktidar Bigadiç ilçemize de maden arama ruhsatları verdi. Dünyada birçok ülkenin başını döndüren bor madenlerimiz varken altın, gümüş, bakır, çinko madenleri arama ruhsatları verildi. Çok normal geliyor değil mi? Zira iktidar her isteyene maden arama ruhsatı veriyor.
Ancak Bigadiç’te verilen ruhsatlar çok ilginç. Zenit Madencilik tarafından alınan ruhsatlar ilçede tarım ve ormanlık alanları yok edecek. Kapasite 24 hektardan 94 hektara çıkartılınca Yukarı Göçek, Aşağı Göçek, Köseler ve Karabahçe mahallelerini yok edecek. Gedik Tepe altın, gümüş, bakır, çinko sahalarının genişletme çalışmaları yerleşim alanına sadece 225 metre mesafede. Zenit Madencilik’in bu alanları bir İngiliz şirketine devrettiği bu maden sahasında ise 95 hektardan 186 hektara çıkartılarak 262 futbol sahası büyüklüğündeki bir alanda siyanürlü altın çıkartılacak. Tüm bunların yanı sıra Bigadiç, Kepsut, Dursunbey üçgenindeki sahalara yeni ruhsatlar verilmeye devam ediliyor. Tüm bunlar benim için bir dert olarak kabul ettiğim konular. Sizler nasıl görmek istiyorsanız öyle görün.
Bana göre gerçekten önemli saydığım bir dert daha var: Balıkesirspor. Şehrin markası olan bu spor kulübü kurulduğu günden bu yana öyle inişli çıkışlı grafikler çizmiş ki… Biraz araştırdım, gerçekten hayret ettim. Futbolla fazla ilgilenmem ama bu Balıkesirspor’u sevmiyorum anlamına gelmez. Hiç tanımıyorum, kulüp başkanı genç bir kardeşim: Mert Alper Acar. Güzel bir yönetim oluşturmuş, üçüncü lig bataklığından takımı çıkarmak istiyor ancak büyük engellerle savaşmak zorunda kalıyor. Yazık vallahi yazık.
Başkan onlarca transfer yapmış, şehre şampiyonluk sözü vermiş. Tek başına bu başarıyı taşımasın deyip iktidar partisi il başkanı Mehmet Aydemir, Gençlik Spor il müdürünü de yanına alarak santra yuvarlağında spor bakanını telefonla arayarak “Balıkesir Atatürk Stadyumu’nu güzelleştiriyoruz, iyileştiriyoruz” diyor. Önce çimlerimiz kazınıyor, yerine yeni çim ekiliyor. Ne çimidir bilmiyorum ama fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla kel aynak sürüsü sanırsınız stadyuma inmiş.
Yaptığınız bu işin hiç mi fizibilitesini çıkarmadınız? Sezon açılışı yaklaşmış, yeniden ekilecek çimler yetişir mi yetişmez mi? “Ben yaptım” la olmuyor. Allahtan takımımız iyi gidiyor da faturayı ödemekten kurtuluyorsunuz. Bir çim ne kadar sürede yetişir, hiç kimseye sormadınız mı? Aldığım duyumlara göre Ekim ayının sonunda ancak burada oynayabiliriz deniliyor. İşte bu konuda benim dert ettiğim konuydu.
Aslında dertlendiğim daha ciddi konular var da fazla değinmek istemiyorum. Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısı evlere şenlik. Toplantıda Başkan Akın eski arkadaşlarına “neden gittiniz?” diyor, onlar da “biz gitmedik, bizi partimizden tekme tokat, biber gazlı, jopla sopala attınız” diyor. Mahallede çocukların bile söylemediklerini birbirlerine söylemekten çekinmeyen adamlar biraz ayıp ediyorlar sanırım.
En ilginç sözlerin geçtiği bir bölümü aktarayım: Manyas Belediye Başkanı Ahmet Duru, Başkan Akın’a soruyor: “Manyas halkı adına soruyorum, yaptığınız kreşi Manyas Belediyesi’ne devredecek misiniz?” Akın’ın yanıtı: “Bakarız, konuşuruz, hallederiz. Siz kreşi nasıl çalıştıracaksınız? Önce muhalefet nasıl yapılır öğrenin, benim ağzımı açtırma, pişman olursun, şaka yapmıyorum.”
Sayın Akın’ın ne demek istediğini bilmiyorum ama çok ayıp ettiğini çekinmeden söyleyebilirim. Ahmet Akın, Balıkesir’in tüm belediye başkanları “tü kaka”, sen “cicim misin”? Derdim çoktur hangisine yanayım.
Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR