Aslında bu hafta çok değişik konulardan bahsetmek için hazırlanmıştım ama zorunlu olarak seçtiğim konuların bir kısmını rafa kaldırdım. Sizler de farkındasınız; bu güzel ülkede yazmak çok zor değil ama hayli tehlikeli. Malum, büyüklerimizin hakkında konuşmasanız bile suç işlemiş oluyorsunuz. Nevin Tekin ve Nehir Dizdar gibi; bu iki kardeşimiz gerçekten ağızlarını bile açmamışlar ama cezaevindeler. Nedeni aynen şöyle: Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin, İstanbul Kadıköy Anadolu Lisesine bir ziyarette bulunacak. Bu ziyaret öncesi okulun dış duvarına küçük bir afiş asılıyor ve afişte “Bize Gelecek Yoksa Sana Huzur Yok, Yusuf Tekin İstifa” yazıyor. Hakaret yok, küfür yok. Herkes Bakan Bey’i beğenmek zorunda değil. Eğitimi ve eğitim programlarını beğenmeyebilirsiniz.
Örneğin; Sayın Bakan’ın ilkokullara tarikatları sokmasını, küçücük çocukların şeytan taşlamasını, eline sembolik bıçak verip kurban kesmesini, mezar başında ağıt yakmasını ve daha birçok olayı benimsemedim ve istemedim. Biz okullara giren sarıklı cübbeli şahıslara “tarikat üyeleri” dedik, Sayın Bakan “sivil toplum kuruluşları” dedi. Yazımın başlığına bakıldığında çok önemli bazı konulara değineceğim; bu nedenle “tam da zamanı” dedim. Tarikatlarla iş birliği yapanları sadece Milli Eğitim Bakanı mı zannediyorsunuz? Tarikatların değirmenine Balıkesir’de bakın kimler su taşıyor?
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi BTT (Toplu Taşıma A.Ş.) kontrolündedir. “Bu araçlara reklam vermek için belediye ile görüşme, izin süreçleri, güncel vergi tarifeleri ve hat tahsisleri hakkında bilgi almak için Balıkesir Büyükşehir Belediyesi iletişim merkezi (444 40 10) veya direkt BTT Genel Müdürlüğü ile irtibat kurabilirsiniz” deniliyor; yani kurallar böyleymiş. Bunları açık açık belirtelim, sonra “bize değil ajansa gidilmiş” denmesin.
Şimdi önce Sayın Başkan Ahmet Akın’a soralım: İsabet Okullarından alacağınız paraya çok mu ihtiyacınız vardı? O güzelim kıpkırmızı otobüsleri kavuniçine giydirtip Süleymancıların reklamını yaptınız. Sayın genel müdür, Süleymancıların okullarının reklamıyla BTT’yi ihya mı ettiniz? Zira bakın, Türkiye genelinde Süleymancılar tarikatının 32 şirketine el konuldu, kayyumlar atandı. İsabet Okulları için tam olarak şöyle deniliyor: “İsabet Okulları merkezi bir yönetim kurulu tarafından yönetilmekle birlikte, genel olarak Türkiye’de Süleymancılar Cemaati ile ilişkili bir özel okul zinciridir.” Sayın Akın, sosyal belediyeciliğin bir kolu mudur Süleymancılara hizmet etmek? Balıkesir toplu taşıma otobüslerine hiç yakışmayan bu reklamları lütfen sonlandırın.
Zira bu ülkede “yapılmayacak” ya da “olmasın” denen her şey misli misli yapılıyor. Aynı kamuda tasarruf uygulamaları gibi… 17 Mayıs 2024 tarihinde 32549 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesinde aynen şöyle deniliyordu: “3 yıl süreyle yeni hizmet binası yapılmayacak, arsa ve bina alınmayacak, lojman ve sosyal tesislerin edinimi ve kiralanması yapılmayacak, demirbaş ve büro malzemeleri 3 yıl boyunca alınmayacak, yeni taşıt 3 yıl süreyle edinilmeyecek.” Bu, Sayın Cumhurbaşkanımızın yayımladığı genelge. 2024 yılında 111.594 olan kamuya ait taşıt sayısı, Haziran 2025 itibarıyla 120.817’ye yükselmiş. Böylece kamuya tasarruf tedbirlerine rağmen 9.218 yeni araç alınmış. Hayırlısı olsun!
Şu tasarruftan bahsetmişken defalarca yazdığım konuyu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Malum kış sezonuna girdik. Sabahleyin, yani saat altıda hava zifiri karanlık; yedi ve yedi otuz bile karanlık. Okulların eğitime devam ettiği şu aylarda öğrencilerin tümü saat 06.00 ile 06.30’da yataklarından kalkmış oluyorlar. Dolayısıyla evlerde lambalar yanıyor. Düşünün; okula giden milyonlarca öğrenci ve milyonlarca yanan lamba hem ülke ekonomisine zarar hem de aile ekonomisine zarar. Eski Enerji Bakanımız Berat Albayrak döneminde kaldırılan yaz saati-kış saati uygulaması sonrası yaklaşık 8 yıldır öğrencilerimiz karanlıkta sokaklara dökülüyor. Bu da devlerimize elektrik satan firmaların işine yarıyor. Yapmayın, milyonlarca öğrenciyi düşünün ve yaz saati-kış saati uygulamasını yeniden hayata geçirin.
Hazır konu tasarruf ve israftan açılmışken bir din görevlisinin anılarından bir bölüm paylaşayım. Bir din görevlisi dolaşıyormuş, bir köye gelmiş. Karşısında o kadar güzel, o kadar ihtişamlı bir cami var ki gerçekten şaşırmış. Köyün imamını çağırtmış. Kendini tanıttıktan sonra başlamışlar sohbete. İmam; “Bizim köyde Almancı çoktur. Köye yeni bir cami yapacağız deyince herkes bol para gönderdi, biz de iyisi olsun istedik, böyle güzel bir eser oldu” deyince din adamı sormuş: “Sabah namazı kaç saf oluyor?” İmam; “İki saf” demiş. Din adamı; “İki saf çok iyi, böyle büyük bir camide sabah namazında iki saf hiç de fena değil” deyince köyün imamı; “Yanlış anladınız, iki saf dediysem bir şu karşıdaki Saf amca bir de ben oluyoruz” demiş. Kısacası okul da olsa cami de olsa aşırıya kaçmak israftır ve israf haramdır.
Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR