Yazıma yanlış bir başlıkla başlamadığım için çok mutluyum. “Bu kadar da olmaz” dedim. Nedenine gelince: Seversiniz sevmezsiniz, bir gazeteci… Gazeteci demeye gönlüm pek razı olmasa da, arkadaş kendisini öyle lanse ediyordu.
Rasim Ozan Kütahyalı, kara para aklama ve yasadışı bahis suçlarından tutuklandı. Gözaltında kaldığı süre içinde bir çok kişi Kütahyalı hakkında pek bir şey söylemedi. Tutuklandıktan sonra konuşmaları duymaya başladık. Bir gazeteci, “Kütahyalı’yı acı çeken insanların acılarından mutluluk duyan biri olarak tanırım” derken, başka biri ise “Sırtını bir yerlere dayayarak haysiyet cellatlığı yapan, tertemiz insanların kanının elinde olduğu biridir” demesine rağmen “Umarım adil yargılanır” dileğinde bulunarak “Adalet herkese lazım” sözünü unutmamak lazım dedi.
Yorumcu Cem Küçük ise “Rasim parayı çok severdi, altı arabası, dört evi vardı” dedi. Bir çok meslektaşı “Rasim yalnız değildir, onun gibi yandaşlık yaparak bir çok suça bulaşmışlar ve bu nedenle Rasim yalnız değildir” dediler. Rasim Ozan Kütahyalı konusunda gelişmeleri daha sonra yargılamalarda göreceğiz.
Gazeteciler, eleştirmenler her zaman konuşurlar, yazarlar ve binlerce okurları vardır. Ancak doğru şeyler söyleyip söylemedikleri okuyucuları tarafından takdir edilir. TV yorumcusu Levent Gültekin, sosyal medyada şu sözleri sarf ediyor:
“Dünyanın en pahalı ve en berbat hayatını yaşayan insanların başında geliyoruz. Rehin alınmış durumdayız, sorunlarımızla rehin alınmış vaziyetteyiz. Ekonomik olarak rejimi finanse etmek için esaret altındaysak, burada bazı sorunlarımız üzerinden hayatlarımız rehin alınmış gibi. Gülistan Doku meselesi ne zaman çözülüyor? İmaj düzeltmeye ihtiyaç duyduklarında düzeltiliyor. Terör meselesi ne zaman çözülecek? İktidarın işine yarayan bir denklem ortaya çıktığında. O zaman biz rehin alınmış durumdayız. Terör bizim hayatımızı yedi, kırk yılımızı yedi, milyar dolarlarımızı yedi, çocuklarımızın hayatını yedi. Bu mesele Sn. Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha Cumhurbaşkanı olmasından daha önemli. Sorunlarımız sizin esaretiniz altında mı, sizin makama gelmenize mi bakacağız? Bir askerin, bir polisin canı üzerinden pazarlık ediyorsunuz, siyasi satranç oynuyorsunuz.”
Gültekin, barış sürecine işaret etmek istiyor herhalde. Onun görüşlerine katılanlar var mıdır bilemem, ancak bu anlatacağım konuya katılacak binlerce emekli olduğuna şimdiden söyleyebilirim.
İktidar yandaş şirketlere yine kıyak yapmış, 70 milyar borç silinmiş. Kamuyla çalışan taşeron şirketler, elemanlarının tazminatlarını ödememiş. Bunların sözleşmesi gereği tazminatlarını devlet ödüyor. Devletin ödediği bu paraları şirketler geri ödemediğinden, bir gece yarısı siliniveriyor ve işsizlik fonundan karşılanıyor. 70 milyar… Hadi bakalım, bayram ikramiyelerine bin lira zam yok ama şirketlere var.
Bazılarınız bana gönül bırakabilir, “Gündemin çok karanlık” diyebilir, ancak benim elimden bir şey gelmiyor. Ülke gündemi böyle. Hadi şimdi değişik bir konudan bahsedelim.
Diyanet İşleri Başkanlığında görevli, biri ilçe müftüsü olmak üzere altı kişi, sahte diploma soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırılmış. Diyanet İşleri Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı, sahte diploma iddiası kapsamında soruşturma başlattı. Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile altı kişinin Diyanet Başkanlığıyla ilişkisi kesildiği, diplomalarının sahte olduğu ilçe müftüsü ve diğer kişilerin görev süresince tüm maaşları yasal faiziyle birlikte tahsil edilmesi talep edilecek. İçiniz rahat değil mi? Benim yapacak bir şeyim yok dedim ya, ülkenin gündemi böyle.
Belki inanırsınız, belki gülersiniz. Sizlere iki ünlü isimden bahsedeceğim. Bu iki şahsı Türkiye’de tanımayan çok azdır. Namı değer Cübbeli Ahmet ve sosyal medyada her gün gündeme gelen, dört korumayla gezen, Mustafa Kemal Atatürk için hiç de hoş olmayan sözler sarf eden cami imamı Halil Konakçı konuşuyor. Konu aynı ama rakamlar çok farklı.
Cübbeli Ahmet, “Sırat köprüsü 15 bin senelik bir yol” diyor ve ekliyor: “5 bin sene tırmanış, 5 bin sene düz gidiş, 5 bin sene yokuş iniş, toplam 15 bin sene sürecek.” Halil Konakçı ise “Sırat köprüsünü geçmek için bin yıl yokuş çıkılacak, bin yıl düz gidilecek, bin yıl da yokuş inilecek” diyor. İkisi de “Attı mı mangalda kül bırakmıyor” ama söylediklerine nasıl inanalım diye içimden geliyor.
Neyse, önümüz bayram. Yetkili makamlarımız bayram tatilini uzattı. Parası olanlar her zamanki gibi mağdur olmasın, gitsin tatilini yapsın dedi. Bu nedenle pek zengin olmayıp da “İllaki tatile gidelim” diyenlere söylüyorum: 2026 trafik cezalarını aklınıza getirin, yola öyle çıkın. Zira 4 ayda 78,5 milyar trafik cezası kesildi. Bir yıllık hedef dört ayda aşıldı. Kesilen cezaların 26,8’i tahsil edildi. Bu nedenle ödeyeceğiniz cezayla iki gün fazla tatil yapın, evlerinize sağ salim dönün.
Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR