Bu günlerde aklımı mukayyet olmakta zorlanıyorum. Bir insan bu kadar boş konuşabiliyor olması, aklı selim olanların çıldırması için bir neden olabilir. Biraz vatan sever olarak konuşunca hemen markayı yapıştırıyorlar. Sokak röportajlarından farksız konuşanlar, cahillerin alkışlarıyla düşüncelerine onay alıyorlar.
Fazla eğip bükmeye gerek yok. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bombası fena patladı. Kurtuluş Savaşı yerine Milli Mücadele denilecekmiş. Kurtuluş Savaşı’nda neyi kurtarmışız? Cumhuriyet’ten önce koskoca Osmanlı varmış. Ah Bakan ah, ne diyeyim? Sen şimdiye kadar Kurtuluş Savaşı’nı öğrenmediysen bu saatten sonra sana bunu anlatmamız biraz değil, epey zor olur ama yine de söylüyorum:Kurtuluş Savaşı’nda kimlerle savaştık? Ülkeyi işgal eden İtilaf Devletleri’ne, yani İngiltere, Fransa, İtalya ve onların desteklediği Yunanlılar ve Ermenilerle, içeride hain çetelerle savaştık. Birileri de İngiliz donanmasına binerek kaçtı.Asıl mesele nedir? Sayın Bakan, asıl meseleyi söyle gitsin: Yurdunu kurtarmış kahramanları unuttur, okullara cübbeli sakallı adamları sok, şeytan taşlat, ağıt yaktır, sonra da “Kana kırmızı rengi nedir?” sorusuna “Vişne” desinler, “Karpuz” desinler. Yapmayın, içi boş gençler yetiştirmeyin. Yapılacak çok işimiz var, bizi daha fazla meşgul etmeyin.
Zira iki lafım da Sayın Mehmet Şimşek’e. Sayın Bakan, biz Pomak değiliz, öncelikle bilmeni isterim. Bu arada tüm Pomak vatandaşlardan peşin peşin özür diliyorum. Fıkra buraya: Pomak bir amca pazara gitmiş, salatalık satan adama “Ver iki okka” demiş. Satıcı körpe çıtır salatalıkları seçerek teraziye koyunca Pomak amca “Bana bak, bana Pomak diye aptal mı dedin? Hep ham olanlarını, olmamışlarını, yeşillerini veriyorsun, şunların olgunlarından, sarılarından ver” demiş.
Şimdi gelelim Bakan Şimşek’e: Şubat ayında enflasyon %2,96, Mart’ta %1,94, Nisan ayında %4,18, Mayıs’ta %2,42 oluyor da maaş artışlarının yapılacağı ay Haziran’da %0,99 oluyor. Aynı ev kirası artışları %32,24 oluyor. Yapmayın Sayın Bakan, biz emekliyiz, aptal değil. Bir şeyleri karıştırıyorsunuz.
Türkiye enflasyonunu sizler saklamaya çalışsanız da yapamıyorsunuz. Bakın, 2026 Avrupa’da yıllık gıda enflasyonu:
– Türkiye %34,86
– Ukrayna %7,90
– Romanya %6,87
– Moldova %5,70
– Bulgaristan %5,70
– Kosova %5,10
– Belarus %4,90
– Makedonya %4,70
– İzlanda %4,20
– Malta %3,80
Şimdi bu rakamlar karşısında ne söylerseniz söyleyin, kimse inanmaz. Sizin yapacağınız tek iş trafik cezalarını daha da arttırın, zira bu sizin tek gelir kapınız.
Ceza demişken, Kars’ın 40 kilometre mesafede bulunan Kocabahçe köyünde jandarma eksik evraktan bir traktöre ceza yazmış. Tarlaya çifte giden adam yanında evrak taşımıyormuş. Şimdi akıllanmıştır herhalde.
Okurlarım merak ediyordur, bitti mi? Hayır bitmedi. Sırada Sağlık Bakanı Sayın Memişoğlu var. Anadolu Ajansı’nın şöyle bir haberi vardı: Sağlık hizmetlerinin kapsamı genişletiliyor. Bir vatandaş olarak gerçekten sevindim, ancak ağız ve diş sağlığı merkezlerinde GETAT kapsamında diş hekimleri akupunktur, sülük ve kupa tedavisi yapabilecekler.
Sayın Bakan, diş tedavisinde kupa veya hacamat tedavisini bırakın, diş hekimlerine doğru dürüst kaliteli malzeme verin. Yapılan dolgu hastaneden eve gelmiyor, yolda düşüyor. Diş ihalelerini doğru dürüst yapın, işi fiyat kırana değil kaliteli yapana verin. Hastanelerde çalışan diş hekimlerimiz sırf sizin yanlış politikalarınız yüzünden bunalıma giriyor. Sizden fazla bir şey istemiyoruz, Suriye’ye yaptıklarınızın yarısını diş hastanelerine yapsanız sorun çözülür.
Biliyorum, hâlâ merak ediyorsunuz, bitti mi? Tabii bitmedi. Sıradaki Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı. Sayın Bakan yokuş aşağı vitesi boşa atmış, öyle bir gidiyor ki tutabilene aşk olsun.
Sayın Bakan Uraloğlu bir konuşmasında şöyle diyor: “Ben devlet memurluğundan geldim. Şöyle bir 90’lı yıllara gidelim, o yıllarda bankamatike paramız yatacak mı diye endişe ederdik. On gün, on beş gün maaşlarımız yatmazdı, ben o günleri iyi bilirim. Biz şimdi 2028’leri, 2035’leri, hatta 2053’leri planlıyoruz. İşte devlet olmak böyle bir şey.”
Çok güzel Sayın Bakan, size hiç kimse “Bırak planlama” demez, ancak “Allah kısmet ederse” deseydin daha şık olmaz mıydı? Sonra uzun uzun düşündüm. Yaşım sizden daha büyük olduğu için hatırlamam gerekiyor: Eskiden 90’lı yıllarda öyle on gün, on beş gün maaş alamama durumları hiç olmadı. Sonra 60 yaşındasınız, 2053 yılında 87 yaşında olacaksınız. Allah gününden versin ama biraz yavaş dememe alınmayın.
Az kaldı, bitiriyorum. Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, o unutamadığımız depremde, hani Kızılay’ın çadır sattığı depremde İskenderun Devlet Hastanesi A Blok yıkılıp 125 kişi ölmüştü. Yapılan incelemelerde %75 kusurlu olduğu, başka bir projede ise Bakanlığın %95 kusurlu olduğu tespit edildi. “Bu bina deprem anında yıkılır” dediler ama hiç önlem alınmadı. Neden?
Depremin üzerinden üç yıl geçti. Deprem bölgelerinde “Evlerinizi bir yıl içinde teslim edeceğiz” diye söz verdiniz. Ortada ne ev var ne de kira yardımı.
Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR